Warning: set_time_limit() has been disabled for security reasons in /home/u7405784/ipekyoluparkhotel.net/wp-content/plugins/contact-form-manager/create-contact-form.php on line 7
Turizm | İpekyolu Park Hotel

Turizm

Sportif Amaçlı Turizm

Dağcılık Parkurları

  • Uzungöl > Demirkapı > Karakaya

Jeep Safari

  • Akçaabat > Düzköy > Kayabaşı Yaylası > Lişer Yaylası > Şolma Turizm Merkezi > Maçka

Yamaç Paraşütü

  • Uzungöl > Karastel Tepesi
  • Uzungöl > Karaçımah Tepesi
  • Akçaabat > Karadağ Hıdırnebi (Yaylakent) Önünden
  • Düzköy > Çalköy Beldesi > Doğankaya Çayırbağı

Trekking

  • Maçka > Ocaklı > Kulindağı Yaylası > Figanoy Yaylası > Lişer Yaylası > Kayabaşı Yaylası > Haçka Yaylası > Düzköy
  • Çaykara > Uzungöl > Karastel Yaylası > Şekersu Yaylası
  • Maçka > Altındere Vadisi > Sümela > Cami Boğazı > Çakırgöl > Zigana Geçidi > Hamsiköy (Eski Tarihi Yol) > Maçka

Ayasofya Müzesi

Günümüzde müze olarak kullanılan Trabzon Ayasofya Müzesi, Trabzon İmparatorluğu krallarından I.Manuel Komnenos zamanında (1238-1263) inşa edilmiştir. 1427 yılına tarihlenen çan kulesi kilisesinin batısında yer almaktadır. Kilisenin kuzeyinde bulunan üç apsisli şapel kalıntısı ise daha erken bir döneme aittir. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethini takiben yapı, camiye çevrilmiş ve vakıf eser olmuştur.

Ayasofya, yüzyıllar boyunca şehri ziyarete gelen seyyah ve araştırmacıların ilgisini çekmiştir. I.Dünya Savaşı yıllarında sırasıyla depo, hastane daha sonraları yine cami olarak kullanılmıştır. 1958-1962 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Edinburg Üniversitesi’nin işbirliği ile restore edilerek 1964 yılından sonra müze olarak ziyarete açılmıştır.

Geç Bizans kiliselerinin güzel bir örneği olan yapı, kare haç planlıdır ve yüksek bir merkezi kubbeye sahiptir. Nartex denilen giriş holine sahip olan bina üç neflidir. Neflerden ortadaki beş köşeli, yandakiler ise yuvarlak bir apsisle son bulmaktadır. Nartex’in üzerinde şapel vardır. Yapının kuzey, batı ve güneyin de üç revaklı giriş bulunmaktadır. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren madalyonlarla, batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş işlemelerindeki özellikleri taşımaktadır.

Binanın en görkemli cephesi güneyidir. Önemli bir taş işçiliğine sahip olan bölümde, Adem’le Havva’nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır. Yapının ana kubbesinin altına rastlayan kısmında opussectile tarzında çok renkli mermerden yapılmış bir yer mozaiği bulunmaktadır. Ayasofya’nın süslemelerinin önemli bölümünü meydana getiren fresklerde İncil’den alınmış konular canlandırılmıştır.

Kubbede ana tasvir Hz.İsa’nın tanrısal yönünü aksettiren pantacrator İsa’dır. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunur. Pencere aralarında oniki havari tasvir edilmiştir. Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yer almaktadır. İsa’nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir. Binanın arka kemerleri üzerindeki dairesel madalyonlarda portrelere yer verilmiştir. Yapının tonozlarında da İncil’den alınmış dini sahneler canlandırılmıştır.

Sümela Manastırı Örenyeri

Trabzon’un Maçka ilçesinin Altındere Köyü sınırları içinde, Altındere Vadisi’ne hakim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan Sümela Manastırı, halk arasında “Meryem Ana” adı ile anılır. Vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla manastırların şehir dışında, ormanlarda, mağara ve su kenarlarında kurulma geleneğini sürdürmüştür.

Meryem Ana adına kurulan manastırın “Sümela” adını “siyah” anlamına gelen “melas” sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin manastırın kurulduğu koyu renkli Karadağlar’dan geldiği düşünülmekte ise de  Sümela kelimesi buradaki Meryem tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir. Rivayete göre Bizans İmparatoru I.Theodosius zamanında (375-395) Atina’dan gelen Barnabas ve Sophranios, isimli iki rahip tarafından kurulmuş olan manastır, 6.yüzyılda İmparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine Generallerinden Belisarios tarafından tamir edilmiştir. III Alexios (1349-1390) zamanında manastırın önemi artmış ve fermanlarla gelir sağlanmıştır. III Alexios’un oğlu III. Manuel ve sonraki prensler döneminde de Sümela yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir. Doğu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı Padişahları pek çok manastırda olduğu gibi Sümela’nın da haklarını korumuşlar, bazı imtiyazlar vermişlerdir. Sümela Manastırı’nın 18.yüzyılda birçok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19.yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle manastır muhteşem bir görünüm kazanmış, en zengin ve parlak dönemini yaşamıştır. Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konulmuş, 1923’den sonra tamamen boşaltılmıştır.

Sümela Manastırı’nın başlıca bölümleri,

  • Anakaya kilisesi,
  • Birkaç şapel
  • Mutfak
  • Öğrenci odaları
  • Misafirhene
  • Kütüphane
  • Kutsal ayazmadır.

Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca yaslanmış durumdadır. Dar uzun bir merdivenle girilen manastırın esasını teşkil eden ve kilise haline getirilen mağaranın giriş kapısının yanında muhafız odaları bulunmaktadır. Buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. Solda manastırın esasını teşkil eden ve kilise haline getirilen mağaranın önünde çeşitli manastır binaları bulunmaktadır. Sağ tarafta kütüphane yer almaktadır. Yine sağda yamacın ön yüzünü kaplayan büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve misafir odalara olarak kullanılmıştır ve 1860 yılına tarihlenmektedir. Şapeldeki freskler 18 yüzyılın başlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı devirde yapılan üç tabaka görülmektedir.En alt tabakanın freskleri daha üstün niteliktedir. Sümela Manastırı’nda yer yer sökülerek alınmış olan ve oldukça harap bir görünüm taşıyan fresklerde işlenen başlıca konular İncil’den alınmış sahneler, Hz.İsa ve Meryem Ana’nın hayatı ile ilgili tasvirlerdir.

Vazelon Manastırı

Maçka ilçesinin Kiremitli Köyü‘nün 7 km batısında çam ormanlarının içersinde bulunur. Bu manastırda da bir mağara ve ayazma vardır. İlk manastır mağaranın önünde kurulmuştur. Bugün ayakta kalan mağaranın önündeki kilise ve keşiş odaları 19.yüzyıla aittir.

Kustul Manastırı

Peristera adıyla anılan Kuştul Manastırı, 8. yüzyılın ortalarında Maçka’nın Şimşirli Köyü yakınlarında, kurulmuş ve daha sonra gelişmiştir. Günümüze ancak manastırın kalıntısı ulaşabilmiştir.

 

© 2015 Rüzgar Medya Ajansı ®